Tüm Şiirler

 

Ana Sayfa
Şiirler

 

Yorumlarınızı e-posta ile paylaşırsanız sevinirim. info@TolunayTomruk.com

   
 

 

Küçük adam, büyük insan - Bıdı'ya

Gözlerindeki parıltıda mıydı hayatın anlamı
Bir kahkahan kadar dolu yaşanır mıydı hayat
Hangimizin tekamülü için gelmiştin ziyarete
Hangimizeydi katkın daha fazla

Hayatın basitliğini ispata çalışır gibiydin düz ve yalın
Karşılıksız sevginin anıtıydın
Küçük adam, büyük insan
Gözlerindeki parıltıda mıydı hayatın anlamı
Bir kahkahan kadar dolu yaşanır mıydı hayat

Madem hiçbir şey ölmez, her şey yaşar
Yaşasın sonsuza dek kahkahandaki çoşku
Aydınlatsın gözlerinin nuru
Layık olamamaktır sana, içimdeki tek korku

Dilerim ki verebilirim hakkını babalık apoletlerinin
Dilerim ki öğrencisi olurum ziyaretinin
İyi ki varsın küçük adam, büyük insan

 > başa dön

Kitap gibi kadın

Kitap gibi kadındı
Hem de kalıncanaydı, bir ömür okunası
Her sayfasında ayrı tat vardı
Kiminde hüzün ölesiye
Kiminde tutku bitesiye
Şarkı gibi coşkulu

İyi ki girdin hayatıma
Çok törpülendin beni
Ama tüketmeden sevgimi
Hep zenginleştirdin beni

Okşadıkça bedenimi
Alaattin’in lambası gibi parlattın çeperimi
İçindeki cin mi bendim
Yoksa dilediğim mi sendin

Yıllarca tekrar tekrar okudum
Hep başka şeyler buldum
Ben mi büyüdüm seninle
Yoksa sen mi doldurdun beni

Yıllar geçti, okudum
Hep yeni güzellikler buldum
Kitap gibi kadındın
İyi ki seni buldum

> başa dön

Aşk

yeni doğan güneş gibi
kızıl mı kızıl, kocaman, göz alıcı “aşk”
yeni başlayan gün gibi umut dolu
yeni başlayan gün gibi aşikar

zamanla yükseldikçe göğe
artar mı acep ateşi
güneş tutulsa, sıcaklığı söner mi
gözden kaybolduğunda, hepten biter mi

aslında güneş aynı güneş, aşk aynı aşk
gece geldi diye sönmez ateşi
sadece görünmez, örtünür hüznü
bekler umutla yeni günü

güneş gibi hayat veren “aşk”
kaybolsan gökten, gelse gece
bilirim güneş doğacak yine
heyecanla bekler, hoş geldin derim yeni güne

> başa dön

Yıldız - Bıdı'ya

Derler ki herkesin bir yıldızı var gökyüzünde
Biliyorum, bizim ki bir eylülde geldi
Dediler ki eksik
Dedim ki bilmiyorsunuz
O bulmacanın parçası
Ancak onunla tamam burası

Gözüne yıldız kaçmıştı onun
Gülümsemesinde ömür vardı dolu dolu
Bilmem ki hangimizin yarısıydı
Gözlerindeki yıldız aydınlattı dünyamızı
Hiç eksik olmadı
Hep fazla oldu bilakis
Hep daha fazla tamamladı eksiğimizi
Kim kimi seçti bilemem
Varlığıyla dünyam muhkem

> başa dön

Ruhunun açlığını doyurmaya çalışanlar,
Ruhunu besleyecek ışık peşine pervane
Nice yalancı, süslü ışığın etrafında döner nafile
Anlayınca yaldızın dökülüp, sahte parıltının kaynağını
Yeni hayallere kanat çırpar
Her seferinde yeni ümitle,
Bu seferki parıltının ruhunu aydınlatmasını dileyerek

> başa dön

Kadın

Gece gibi karaydı kanatları
Ama gece gibi de şefkatli
Çepe çevre sadrımı ruhunu
Korkmalı mıydım karanlığından
Kaybolmalı mıydım sıcaklığında

Zarafetinin nişanesiydi siyahlığı
Aldatırdı rahatlığı, aldırmazlığı
Tüflü kayadan gibi sertti iradesi
Hançerden güçlüydü ifadesi

Bilmem dili mi, zihni mi daha kışkırtıcıydı
Ama gözleri lav gibi yakıcıydı
Eritirim seni boşa uğraşma dedi
Belki de yoktu bende istediği

Volkan patlaması gibi yıkıcıydı sözleri
Etkisi, söylediklerinde mi,
Söyleyişindeki zarafette miydi
Bilmiyorum, ama tutku yolculuğunun en güzel ifadesiydi

> başa dön

Sinek

Dün bir restorandaydım
Envai çeşit yemek vardı,
güzel görüneni,
tabağı dolduranı,
pek de taze görünmeyeni
Hepsi de kendince cazip, hepside de davetkar

Güzel kokuların, renklerin hayaliyle
Üşüşüyor çevresine türlü çeşit haşere
Anlamak kolay değil
En bayatı bile bir sinek çekebilme telaşında
Davetkar, işveli en gösterişlisi
Ama hoşnutsuz gelenden kısmetine
Acaba kızgınlığı sineğe mi, kısmetine mi?

> başa dön

Şükür

Seni veren Allaha şükürler olsun
Şükürler olsun Allaha
Seni verdiği için
Bana verdikleri için
Bunu görecek farkındalık verdiği için
Teşekkürler sana
Geldiğin için…

> başa dön

Sessiz Sinema

Söylemek istedim içimden çağlayanlarımı
Diyemedim, tek kelime edemedim
Yutkunmak bile zul geldi
Kendime sordum kıyabilir misin kıymetline,
Kıyabilirsen nasıl kıymettir, kıymet bilmektir bu
Kıyamazsın ona da kıyarsın içini kıyım kıyım
Sonra kıyı ararsın yanaşacak, yüreğini dökecek
Bulamazsın, kıyısında kalırsın sözlerin
Konuşulamayanın gürültüsü kaplar kafanın içini
Yine de tek kelime dökülmez dudaklarından
Kaparsın gözünü, acının geçmesini dilersin
Acımasın istersin, acımamak istersin
ama emanetlik acıtır…

> başa dön

Acımadı ki

Sustu acıdı
Sustum acıdı
Söyledi acıdı
Dinledim acıdı
Baktı acıdı
Baktım acıdı
Alev alev kadife bir gül gibiydi her şey
Görkemle açıldı, sonra döktü taç yapraklarını
Eski acılarıydı aramızdaki
Acımadı, acıları
Acımadı, duvarları
Acımadı ki

> başa dön

Salyangoz

Açık gri bir akşamüzeriydi
Hava yüksekti, biraz da ıslak
Çimlerde geziniyordu bir salyangoz
Doğanın mucizesini taşıyordu sırtında, bilmeden
Antenlerini uzatmış, pür dikkat
İlerlemeye çalışıyor, kayarak
Her çabasında artıyor güveni
Çıkarıyor biraz daha kendini

Merak içerisinde bir çocuk
Etkilendi mucizeden
Tutamadı kendini, uzatıverdi elini
Neye uğradığını şaşırdı salyangoz
Korktu kaçtı içerisine, kapandı
Neyi var neyi yoksa topladı
Varlığını sakladı

Neden salyangoz gibidir hayatımız
Önce açarız kendimizi, güvendikçe
Sonra tutamaz kendini haylazın biri
Dokununca birden, bitiverir bir anda büyü
Kapatırız kendimizi
Saklarız, herşeyden
Ödümüz kopar tekrar çıkmaya, risk almaya
Acıtacak diye korkarız ama
Korkunun kendi daha çok acıtır aslında
Sonra acır-ız,
Acırız kendimize

> başa dön

Bahar

Ne uzun zamandır kara bulutlar kaplamıştı
Hep karanlıklı, hep ıslak
Islaktı ama bir kuruluk vardı yinede
Belki karanlıktan geliyordu tatminsizlik, yetmezlik
Belki de bu kuruluğun açlığını doyuramıyordu
Kim bilir?

Sert bir rüzgarla geldi günün birinde
Araladı bulutları, ısıtmaya başladı Dünyamı
Karşı durmak zordu, ama ipek gibi de sarardı ruhu
Zakkumlar gibiydi baharı
Rüzgara dirençli, çiçekleri göz alıcı
Bal damlardı gözlerinden, zehir saçarken dili
Varlığıyla geldi bahar, tekrar
Baharında hüzün vardı, umut kadar

> başa dön

Yalnız - kendime doğum günü hediyem :)

Binlerin içinde yalnızdı
Ne çok insan, ne çok sohbet vardı, sığlarda
O, kendi sessizliğinde yalnızlığı sevdi
Yalnızlık acıdır dediler
Oysa acı olan yalnızlık mıydı?
Yoksa paylaşacak birini bulamamak mı?
Işığın içindeki körden farklı mıydı durumu
Söylediklerini anlamazlarsa neye yarardı konuşmak
Düşündü,
Işığı mı görmüyordu yoksa gerçekten ışık yok muydu?
Eksik kalmayı yediremedi
Nice tanrıçalar yaptı kendine yıllar yılı
İdollerine taptı
Sonra yıktı bir bir, hayal kırıklığıyla
Geçmedi susuzluğu
Yıllar geçti, aramakla yarısını
Ya buldukları yarımdı, ya da yarım kaldı yaşananlar

> başa dön

Ayna

Kendimi yazsam ne oldurdum acaba
Tutkulu bir aşık mı Cyrano gibi
Baştan çıkartıcı kırmızı Ferrari gibi
Yoksa tilki mi olurdum, hain kurnaz
Kırmızı başlıklı kıza bile acımaz
Yoksa kara delik mi olurdum, doymaz

Sahi kimse bilmez ne olur atılana kara deliğe
Yok mu olur gerçekten
Yoksa başka dünyalar mı kurar bir yerde
Yok mu olur peki yaşananlar
Yoksa tortuları birikir mi başka yaşamlarda

Bakıyorum aynaya
Bu mu görmek istediğim insan
Gördüğüm insan o mu
Peki ya başkalarının gördüğü
Bugün ölsem kaç kişi gelir cenazeme
Ne söylerlerdi ardımdan
Kaç kişi hasret çekerdi
Ne kalırdı benden geriye
Ne taşırdım bir sonrakine

> başa dön

Med Cezir

Ay gibi doğdun geceme
Güneşin doğuşundan korkar oldum
Gider misin yine doğan güneşle
Bırakır mısın beni benimle
Yenilir miyiz yine ikiliklere
Yiter miyiz keşkelerde
Bir satırda bulup da bir dokunuşta yittiğim
Kimin nesi olduğum
Yüreğimi ezer yokluğun
Soluksuz bırakır yok-sun-luğun

> başa dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yürek Ezmesi

Biçer döver misin
Değirmen taşı mı
Yoksa cemre misin yüreğime
Garip değil mi yokluğundaki ağırlık
Hani sıfırdı olmayanın ağırlığı
O zaman neden ezilir yüreğim yok-sun-luğunda?

> başa dön

Zamansız

Erken öten horoz mu
Geç kalmış bahar mı bu aşk
Nefes almak acıtır
Boşa değil susmalarım
Dışım susar da içim çağlar
Söyleyemem
Söylesem
Dinlesen
Yüreğini
Yüreğimi
Çıksan yola ha gayret
Yine koşar mısın sığlara, güvenli olana
Korkar mıyız onlardan
Onlardan korkan, onlar gibi olur mu
Biz olur muyuz
Olur muyuz

> başa dön

Aranjör Aranıyor

Aranjör aranıyor
Sağanakta kalmış bir kalp için
Nasıl da acımasız yağıyor kelimeler
Acı-ma-sız
Acıma-sız
Acı-ma
Acı-sız
Güz-el
Güzel-el
Yok-sun-luk
Yok-sun
Yok-luk-sun
Yoksun
Dil-im
Dil-siz-im
Omuzdaşım
Paylaştım
Şimdi biri toparlasın

> başa dön

Dilsiz uşak

Beklentisiz duruyordum bir köşede
Ansızın geliverdin hayatıma
Asıverdin sevgini üstüme
Nasıl da yakıştı aslında
Heveslenme, “emanet” dedin
Sustum,
Dilsiz uşaktım, diyemedim

> başa dön

Ne’m olur musun?

Bana bıraksan
Bıraksan kendini bana
Çoktan çıkardık yola
Uçurmak isterdim seni dünyamda
Ayaklarını yerden kesene kadar sevmek
Heyecandan soluksuz bırakmak isterdim
Roler Coster gibi inişli çıkışlı olurdu
Bugi bugi gibi sakin değil asla
Yürek ağızda, adrenale keserdi yaşam,
Tutku taşardı damarlarımızdan
Bıraksan bana
Çoktan çıkardık yola, uzaklara

Kıyamam
Ne sana
Ne bana
Ne de “bu”na

> başa dön

Kaybolan Eşek

yine gece oldu
bekledim gelmeni
gelmedin
ama sorun değil
o zaman gidemezsin de
ne mutlu değil mi

> başa dön

Ekinoks

En kısa geceydi
Bitiverdi göz açıp kapayıncaya kadar
Saniyesi bile kıymetliydi
İdam mahkumunun son anları gibi
Gözünü kırpmadan seyretti ışığını
Ay gibi parlak, gece gibi kara, dişimi dişi
Her bakışta başka güzellik gördü
İçi titreyerek geçirdi her anı

Korkuyordu en uzun günün gelişinden
Biliyordu bitecek ilk ışıkla saltanat
Nasılda güzel başlamıştı loşluk
Ömre bedeldi bakışında, kokusundaki hoşluk
Hayat öpücüğüyle yaşama dönmüştü
Ne mucizeydi Tanrım
Tam bitti derken yeniden kanat çırpıyordu işte
Çırpıyordu da neden gidemiyordu bir yere
Altın kafeste tutsak
Bedeni dar geliyordu ruhuna

Tut-sak
Ya-sak
Yas-ak
Yaşa-sak

Yaşama-sak

En uzun günü

> başa dön

Nöbetçi

Yine başladı kapı nöbetleri
Bekliyor kapının önünde
Gitmesin diye bedenini koyuyor
Cılız, ıslak, korkak
Yalvarmak nafile
Ezer geçer bedenini,
Yıkar ruhunu
Kolay mı gideni durdurmak
Ya kolay mı geride kalmak
İmkan olsa
Bölünse ikiye
Zaten bölmüyor mu acısı
Kaybetmek neden zor
Neden her seçimde kayıp var
Neden kabullenmek imkansız
Offf
Bitmez bu nöbetler

> başa dön

Tutsak

Tut-sak
Yaşa-sak
Sak-la-sak
Sak-la-ma-sak
Bu aşkı

> başa dön

İyi ki

Ne büyük bir söz
İyi ki doğdun…
İyi ki doğdun dünyama
Işık oldun, karanlığıma
İnanç oldun, vazgeçmişliğime
Umut oldun, umutsuzluğuma
Korkum oldun, kaybetmeye
Hayal oldun, kavuşmaya
Mesih oldun, sevgiye
Yüreğimi kanatıp, aklımı kaşıdın
Yeni bir çağı başlattın
Misafir oldun hayatıma
Acı kahve kadar vardı hatırın
Sen acı oldun, ama tad oldun
Kazındın ciğerime
Her nefeste var oldun
Dost oldun, kimin nesine
Öznel olmadın, ama özel oldun
Var oldun, yok oldun
Varlığını seviyorum
İyi ki doğdun

> başa dön

Nasır

Nasır:
     Tahrişten kalınlaşan deri
Elinde başka dert
Yüzünde başka
En fenası kalpte olanı
Duyarsızlık mı
Duymaz-sızlık mı?
Duymadığından mı göstermez,
Sevgisini
Yoksa duyamaz mı tahrişten
Ya yüzdeki nasır
Her tokatta
Yarabbi şükür
Ne onur kaldı
Ne gurur
Ya-rabbim ne olurdu
Benim nasırımı da kalbime verseydin

> başa dön

İskambil Kağıdından Kule

İskambil kağıtları gibi üst üste koydum
Özenle
Bazısını da yasladım omuz omuza
Kimisi öyle parlaktı ki
Gözümü aldı yansımalar
Hep üzerine titredim
Her hamlede soluğumu tuttum
Zarar vermeye korktum
Ne de güzel olmuştu
Mabet gibi
Tam başardım sandığımda
Yıkıldı her şey
İçine
İçimde
Şimdi toplama zamanı
Yıkılanı, kartları
Artık oyun istemiyorum
Tamam, kabul ettim yenilgiyi
Varsın sıradan olsun bundan böyle
Tutkusuz, yavan ama acısız
Sevmek bu
Acımasız

> başa dön

Günaydın

Gün bile görmemiştik daha
Sen erken aydın bu rüyadan
Ayrı rüyaları görüyorduk muhtemel
Sen kabustan yeni uyanmıştın
Bense hayallere yeni dalmıştım
Sen gördüğünü sandın sonu
Bildiğini sandın her zamanki gibi
Kime ne
Kabul ettim
İşte gün doğdu
Gelmeyenlerim gitti
Bu hikaye de mutsuz bitti

> başa dön

Taş

Uyumak istiyorum
Bir daha uyanmamak
Çok ağır geldi böyle yaşamak
Göğsümün üzerinde bir taş
Nefes almak bile zul
Taş gibi olabilsem keşke
Hissiz, kas katı ama biraz da ağır
Oysa yokmuş hiç ağırlığım
Boşaymış tüm çabalarım
Kendi kendime yaşadım
Düşünmesem keşke
Düşüncesiz olsam
Vakit tamam
Tanyeri ağarıyor
Artık yol verin aya

> başa dön

At Kestanesi

O at kestanesi gibiydim
Hep görkemle diklendim hayata
Ne fırtınalar gördüm de ayakta kaldım
Kaç sevgili kazıdı adını üzerime
Çocuklara açtım kollarımı, dallarımı
Paylaştım olanımı, varlığımı
Sevinç oldum, omuz oldum ağlayana
Hep heyecanı vardı içimde yükselmenin ışığa
Eridim içten içe bilmeden
Teslim oldum yılların hışmına
Kimi zaman en güzel meyvaları verdim, anlayana
Boş verdim kimi zaman da
Gün geldi yoruldum
Taşıyamadı bedenim yüklendiği anıları, acıları
Yıkıldım gürültüyle
Yıkılırken bile korumaya çalıştım haşmetimi
Olan oldu, giden gitti
Bir ben, bir gök kubbe kaldı
Ben
Haşmetli, ama yenik
Belki biraz da kırık

> başa dön

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Rüzgar

Lodos gibiydi
Ilık ılık, serin günlerde
İnsanı serseme çevirircesine kuvvetli
Varlığını vurgularcasına ısrarlı, belirgin
Bereketi de üzerindeydi, Lodos gibi
Olanı mı sundu
Olmayanı mı getirdi bilinmez

Poyraz’a dönüverdi günün birinde
Yaz günü olsa koymaz, okşardı ruhumu
Ama kışı dar etti bana
Buz kesti içim
Düşünemez, hissedemez oldum
Ayaza çekti yorgun ruhumu

Ona karayel diyeceğim, dilim varmaz
Adında kara var diye yakıştıramam
Oysa karayelle gelmez mi kar
O da beyaz
Eh, olur belki o zaman
Olur musun karam

> başa dön

Yelkenli

Rüzgarı buldumu
Orsa giderdim
Tutabilene aşkolsun
Gidilmeyecek yer yok sanırdım Dünyada
Oysa şimdi,
Kala kaldım denizin ortasında
Acemi yelkenci gibi
Rüzgar var ama mecalim yok
Ne tramola, ne kavança anca pırpır

> başa dön

Ruh Gibi

Ne ruhsuz adamsın dedi kadın
Sanki sinirlerin alınmış gibi
Oysa ruhunu okşadığı için sevmişti onu bir zaman
Şimdi tepkisiz olmakla itham ediyordu
Peki ne değişmişti?
Çığlıklarına yanıt alamamış olabilir miydi adam
Ondan mıydı tepkisizlik

Tek kişilik bir dans mı bu
Hiç mi katkısı yoktu olana bitene kadının
Belki de yoktu
Belki de sorun buydu
Çarpımdaki bir gibi etkisiz
Toplamada sıfır gibi katkısız
O zaman suçlu aramak niye
Uyanın “mış gibi” yaşayanlar
Dans için iki kişi lazım
Komparsitayla başladık
Cenaze marşını bekliyoruz

> başa dön

Tadımlık Hayatlar

Nasıl bir yaşam bu
Yerimizde duramıyoruz
Telefonla konuşurken bile devinimdeyiz
İçimiz içimize mi sığmıyor
Bedenimiz, ruhumuza mı dar geliyor
İyi ki kablosuz telefonlar var
Keklik gibi sekiyor, bülbül gibi şakıyoruz
Yerimizde duramıyoruz
Dolu dolu yaşayacağız diye

Yürüyüş bandında
Elimizde kitap
Kulağımızda müzik
Gözümüz televizyonda
Her şeyi birden ister olduk
Durun
Rahat durun
Tadımlık değil
Doyumluk yaşayın

> başa dön

El Çekme

Herkes gibi onun da korkuları vardı
Ne yalan diyeyim bazısı biraz garip
El tutmaya korkardı
Bırakılmasından korkardı belki kim bilir
O yüzden mi bırakırdı tutan elleri
Onlar bırakmadan
Telaşla
Her başlangıçta bir korku
Sen tutturmadan ben diyeyim
El çekiyorum bundan
Yoksa böyle ben çok çekiyorum

> başa dön

Bekleyiş

Aramanı bekledim
Ümitsizce
Nasıl da diledim çaresizce
Her telefonun sen
Her mesajın senden olmasını
Aramadın
Suçlayamam ki seni
Ben kendimi aratmadım demek ki
Sigara paketin kadar olamadım hayatında
Her sıkıntıda, sevinçte elinin gittiği
Dolduramadım hayatını

> başa dön

Savaş

Ne garip duygu savaşmak
Çoğu bilmez bile nedenini
Kimin neyi paylaşamadığını
Savunduğunu sanır “toprağını”
İnanır diğerinin “düşmanlığına”
Oysa paylaşamadık ne var
Düşünmez onun da bir ananın oğlu,
Birinin babası, yavuklusu olduğunu
Düşünse kıyabilir mi yaşı dolmamış bebeğe
Savaşma
Düşün
Parçası olsun Dünya
Bu düşün

> başa dön

İlahi Soru

Neden
Diye sormaz olduk
Büyüdükçe
Oysa her şeyin cevabı onda
Onun cevabında
Büyütmemek lazım beklide
Neden
Ne

> başa dön

Bir Dost

Dost aradım
Omzuna yaslanacak
Çok değil olup biteni paylaşacak
Benimle susacak
O zaman fark ettim
Çabuk tüketmişiz kelimeleri
Erken yaftalamışız tanışıklıkları

Baktım
Göremedim
Dost aradım gösterecek
Göremedim bir dost
Karıştırdım eski defterleri
Bulur muyum
Eski zamanlardan birini
Susmayı unutmamış
Gözleri aynı parlar
Geçen yıllar genişletmiş midir omuzlarını
Kim bilir
Aradım
Ararım
Arayın
Bir
  -ara

> başa dön

Gözler Yalan Söylemez

Gözler yalan söylemez diye
Fotoğraf oyunu oynardım
Anlamak için “derinleri”
En sevdiğim gibi bakardım objektife
Ne zamandır hüzünlü resimlerim
Sen girdiğinden beri – içeri
Ah iki gözüm
Girme daha içeri

> başa dön

Kale

Kale duvarlarıyla çevriliydi
Sırlarım değil ama surlarım vardı
Köşelerim, sınırlarım
Yalnızdım içeride
Yalnız
  – dım
  – ken
Sınırsız
  – dım
Yalnız
Sana
Sınırsız

> başa dön

İhtiyaçtan Kiralık

“Sevgi”
Bu değil mi;
İhtiyaçtan kiralık kalp
Hem de sahibinden
Gönülden
Bir damla sevgi için
Her indirime razı sahibi
Depozito yok, darası var
Tek şart iyi bakmak
Bak
Hadi
Hadi
Tutsana

> başa dön

Düş – ün – sel

Düşünmeden
Düşünsem
Yok
Düşünmesem

Düşün
Neden
Düşüm – de
Sen
Gel
Sen
Düş – üm – sün

> başa dön

Koku

Nasıl da tütüyor burnumda
Kokun
Yediremem gururuma
Gelemem artık
Daha sık gidiyorum şimdilerde
Parfümeriye
Kokunu duymak için
Ama sen değil ki
Senin kokun
Tenin sinmeyince
Şişesine dokunmak
İhanet gibi
Yoksan sen şişesinde

> başa dön

Görücü Usulü İstanbul

Bilemedim nasıl bir yersin sen
Nazından öldürürsün istersen
Çekilmez eza’n
Pislikten, çukurdan geçilmez sokakların
Ama erdin mi deniz kenarına
Bebek kahvede kahvaltı
Ortaköy’de çay – simit
İstinye’de balık
Unutturur tüm kederini
Ne gün doğumuna doyulur
Ne gün batımına
Ömür yetmez sende yatanı anlamaya
Tad vermez sığ sohbetlerin
Derin, ağdalı muhabbet lazım sana

Görücü usulü evlilikti bizimkisi
Önce bilemedim
Sevemedim, bilmediğimi
Şimdi anlamaya çalışıyorum
Sanırım seveceğiz
Birbirimizi

> başa dön

Babam

Bir kandil gecesi
Düşüverdin aklıma
Yollarken ardından dualar
Hep iyi hatırladım seni
İyilik çıkartmaya çalıştım
Kötü huylarından bile
Babalar kahramandır
Kahramanlar kötü olmaz diye

İyi ol diye yollamıştım seni
Dualarla
Hatırını sormak için aradım
Yokluğunu teslim ettiler ellerime
Hala ellerimde kefeni delen soğuk
Yüreğimde taze hala izi
Kolay dolmaz bu boşluk
Şimdi daha çok anlıyorum seni
Daha çok özlüyorum
Mukadderat
Elimden gelen tek şey
Bir anı, bir teşekkür, bir dua

> başa dön

Kabuk

 

Sargılarımın üzerine yazardım seni

Kanayanın üzerine, kanatanı koyardım

İyileştiresin diye değil

Bir faydası da olmazdı zaten

Ama son nefes gibi

Tutamazdım

Sana dair olanı

Tutsamda beni yaşatmayacak olanı

> başa dön

Nefret

 

Pastırmanın çemeni gibi nefretim

Nasılda sızıyordu sinsi sinsi tenimden

Kızgınlık, kırgınlık

Tutmaya çalışmak nafile

illa çıkacak

İğrenç, biliyorum

Ama atacağım içimden

Günün sonunda insanız işte

> başa dön

Kim O

 

Kapını çaldım

Ne cüret

Açsan ne diyeceğimi bile bilmeden

Seni özledim mi

Seni seviyorum mu

Yoksa senden nefret ediyorum mu

Beklide sadece bilmek istedim

Orada olduğunu

Var olduğunu

Yokum olduğunu

> başa dön

Tutulma

 

Gece, Ay tutuldu

Hem de ne tutulma

Bilmeyince korktu beşer

Kötü sandı doğallığı

Kurtulsun diye bir yaygara kopardı

Gürültüsü korkutacaktı güya kötülükleri

Sonunda Güneş kurtuldu

Kimse anlamadı

Kim kimi tuttu

Kime ne oldu

Karanlıkta sıkıntılı

Sessizlikte huzursuz

Gece de yalnız

Gün doğdu

Unutuldu

> başa dön

 

 
     

Ana Sayfa | Şiirler

This site was last updated 08/07/07